CAHİT SEYHANLI´NIN “VEREMLİ KIZ”I KARABORSAYA DÜŞMÜŞTÜ
Karaborsaya düşen, ölenler yüzünden yasaklanması istenen ağlayan plak “Veremli Kız” ile Avrupa platin plak ölçütleri üzerinden altın plak kazanan Cahit Seyhanlı, “arkalı önlü oku, yüz bin…” tekliflerini de “tükürdüğünü yalamayan bir Adanalı olarak” ciddiye almayan ve ağlayan-gülen fon tasarımlarıyla başarıya erişen Adana´nın müzikteki simgelerinden ve altın sesli sanatçılarından biri. Geçenlerde Seyhanlı´yla da görüştük, onu da röportaj dizimize aldık. 2016 nere, 1950´ler nere… 65 yıllık zaman sürecinde, Adana´dan İstanbul´a uzanan sanat hayatını biz sorduk o söyledi…Cumali Karataş
Tarih: 26.1.2017 09:57:17/ 480okunma / 0yorum

/resimler/2017-1/26/1000322230272.jpg***Sayın Cahit Seyhanlı Adana´nın hangi mahallesinde nasıl bir ailede doğdunuz?

            ---1939 Yılında Adana´nın Kocavezir mahallesinin 38 sokak ve 126 nolu evinde doğdum. Beş çocuklu bir aileydi bizimki, ölen de olsa beşten aşağı düşmemiş çocuk sayısı. Beş çocuğu olanlardan yol parası almazlarmış.

***Babanız ne iş yaparmış?

---Oturduğum binanın altındaki (Kuruköprü´de) Köse Bekir´de hamal başıydı babam. Ve en son Çukobirlik´de abimle birlikte çalıştılar. 

            ***Hangi okula gittiniz?

---7 yaşlarında Trahomsuz okulu denen Cumhuriyet İlkokulu´na babam götürdü kayıt etmek için, zayıf ve çelimsiz olduğum için okula kayıt edilmeyince de ayakkabıcı çıraklığına verdi. Daha sonra da ayakkabıcı kalfası oldum Büyüksaat´te.

***Okumayı nasıl öğrendiniz peki?

---İnönü İlkokulu´ndaki gece mektebine gittim.

***O zamanlar mı şarkı, türkü söylerdiniz?

---Ayakkabıcı iken türkü söylerdim, beğeniliyordu. 4-5 arkadaş İstanbul´a kaçtık ayakkabıcı olarak. İstanbul´da çalıştığımız yerde türkü söylerken, komşu dükkândaki usta: ”Bu çocuğun sesini araya vermeyelim, bir müzisyenin fikrini alalım.” demiş. Bunun üzerine, Karagümrük´teki müzisyen İhsan hocanın yanına gittim… İhsan hoca bana: ”Evladım seni çok methediyorlar, bir oku da sesini dinleyelim, sizin ordan güzel sesli insanlar çıkar” dedi. Yıl 1957´diydi… Bir türkü okudum. İhsan hoca:”Maşallah”dedi… Daha sonra parmaklarıma do, re, mi, fa, sol, la, si, do  olarak nota dizinini yazıp, okuttu. Bu olaydan sonra ben biryandan ayakkabıcı olarak çalışırken, diğer yandan da İhsan hocanın gittiği düğünlerde, yaptığı konser organizelerine birkaç defa gittim.

/resimler/2017-1/26/1001239418819.jpg***Daha öncesinden yani daha çocukken müzikle ilgili belirtiler olmuş mu hayatınızda?

---Babamın arsa alırken diktiği dut ağacına çıkıp altı yaşlarında çocukça türküler söylerdim. 

***Ailede başka sesi güzel olanlar var mıydı?

---Annem:“Sen sanma o sesin güzel, o ses benden sana hediye” demişti. Kızımın, çocuklarımın da sesi güzeldir aynı zamanda. İşte o yıllarda annem hâlâ kendi sesini beğeniyordu. Sonra bir gün, yine o yıllarda patronun bana hediye olarak verdiği kasetçaların ses kayıtını açtım. Anne dedim bir çek hele: ”Yükledin Üstüme Bu Gamı Felek”i okudu. Ardından, onun çok sevdiği türkü olan: ”Ayağına Giymiş Kara Yemeni”yi birlikte okuduk. Sonra kendine dinlettim türküleri. Kasetçalara aldığım sesi dinlemek için düğmeye bastığımda annem: “Aboovv bu ne ki?..” dedi “kendi sesini kendin mi dinliyorsun?.. Daha sonra annem sesimin güzel olduğunu kabul etti ama hep ”Benim sesim güzel olduğu için senin de sesin güzeldir.”demekten vazgeçmezdi rahmetli annem. Sonra, annem yaşlandığında ben hep yardım edecem dedim, kimse el atmasın darılırım. Annemin şalvarını şişirip, denizde yüzdürürdüm. Oğlum da “baba baba “diye beni hopuna aldı. Babamın ağzına çerez koyardım, oğlum da çerez alıp benim ağzıma koydu. Hayattayken bedelini gördüm.

/resimler/2017-1/26/1002017075751.jpg***Sonraki yıllarda müzikle ilgili nasıl gelişmeler yer aldı hayatınızda?

---Mahallemizdeki çamurlu evde oturduğumuz 1950 yazında bir kozaya gitme olayımız oldu. Elci adam toplarken biz de dahil olduk. Birer hat alıp pamuk toplamaya başladık. Ben türkü söylemeye başlayınca, bana “sen pamuk toplama, türkü söyle” dediler ve her biri topladığı pamuktan getirip avuç avuç bana vermeye başladı.

***Ne zaman ilk kez sahneye çıktınız?

---1954´de,14 yaşında iken Barcı Halil´in sahibi olduğu Yenisaz Gazinosu´nda “Nasıl oldu bilemem.” ve ”Hasta gönlüm sevdi seni aman aman.” adlı gazelleri okudum.  Orda beni dinleyen kunduracılar:”Dün akşam Cahit Seyhanlı´yı dinledim, ortalığı darmaduman etti.”demeye başlamışlar.  Birbirlerine beni göstererek:”O Cahit ha…”diyorlardı. Müziği seviyor, dinliyordum ama bir gün sanatçı olmayı aklımdan geçirmiyordum.

***İstanbul´a kaçtıktan sonra müzikte neler yaptınız?

---1958 yılında İstanbul´da Çakır Hasan´ın Gazinosu ile Beyoğlu Saz Gazinosu´nda misafir sanatçı olarak okudum öylesine.

/resimler/2017-1/26/1004251922338.jpg***Daha sonra askere mi alındınız?   

---1959´da Fatih Askerlik Şubesi´ne gittim. Adana´da askerliğe alınabileceğimi söylediler. Bunun üzerine Adana´ya geldim. Askere iki yıl kadar geç alınınca da Asfalt Rıza´nın Emirgan Çay Bahçesi ile bugünkü Büyükşehir Belediye binasının hemen arkasında yer alan Belediye Çay Bahçesi´nde 10.- TL yevmiye ile sahne almaya başladım. Neşe Karaböcek ile Nejat Uygur Tiyatrosu´nun ayrı ayrı sahne aldığı müzik programında ben de sahne aldım.   

***Askerliği sanatçı olarak mı yaptınız?

---Askerliğimin 3. gününde kurmay başkanının kızının düğününde gidip okudum. Daha sonra da Isparta´da orduevinde okudum sanatçı olarak. İki yıl kadar süren askerliğim boyunca çevre il ve ilçelerin orduevi ile halkevlerindeki konserlere de katıldım.

***Askerlik sonrasında neler yaptınız?

---Askerdensonra Adana´ya gelip yine Emirgan Çay Bahçesi´nde20 lira yevmiye ile sahne almaya başlıyordum. Aynı zamanda ayakkabıcılığa da devam ediyordum. İki sezon böyle sahne aldım.

***Yeniden İstanbul´a gitmeniz nasıl oldu?

---İşte askerlik sonrası Emirgan´da alt kadrolarında birlikte birkaç ay sahne aldığım Zeki Müren, Muzaffer Akgün, Yıldırım Gürses gibi sanatçıların:“İstanbul´a gel, boğulacaksan da büyük denizde boğul” gibi sözleri beni İstanbul´a gitmeye teşvik etti.

/resimler/2017-1/26/1005024579317.jpg***Peki aileniz ne diyordu bu duruma? Malum ya o yıllarda sanatçının değeri bu günkü gibi değildi?

---Annem istemiyordu şarkıcı olmamı. Babam da, daha küçükken bu çocuğun sesi güzel, güzel hafız olur diyordu. Ben de hafızlığı, iki gözü kör olmak sanıyordum, Kur´an okuyan biri sanmıyordum o yıllarda.

***Sizi şöhrete taşıyan, “Veremli Kız” adlı eseriniz dinleyicilere nasıl ulaştı? Bir hikâyesi vardır mutlaka…

---Murat Plak´a böyle böyle ”Veremli Kız” adlı eserim var dedim. “İnanıyorum evladım güzel” dedi. Sesimi dinledikten sonra 250 lira verdi  “hımm hımmm” da diyerek. Çok beğendi yani. Firmayla anlaştıktan sonra birdenbire ”Veremli Kız”ı çıkaramadım. Önce kendimi kabul ettirmem gerekiyordu. Bu yüzden 1965 yılının sonuna kadar patronun dediğini yaptım, dediği şarkıları okudum. 65´de patrona “Veremli Kız”dan söz açtım… “artık okuyayım.” dedim. ”Bu konuda ne düşünüyorsun?..” dedi. “Nedret Güvenç´ i bana bulun.”dedim.

***Nedret Güvenç plaktaki ağlayan kızdı değil mi? Veremli kız yani.

---Evet oydu?.. Ben bulun deyince onu buldular. “Ne yapacam?” dedi Nedret Güvenç.” Filmdeki gibi ağla; kan, kan yine kan de dedim hıçkırarak.  Böylece askerden geldikten sonraki üçüncü yılda, 1965´lerde “Veremli Kız”ı okudum. Nedret Güvenç “kan, kan yine kan” derken ben çok duygulandım. Plak bitti bir alkış koptu… Patron: “Hayatını okudun be evladım” dedi. Yaptığımız prova başarılı bulundu. Biz yeniden okumak istesek de prova kabul edildi. Nedret Hanım´la birlikte bize bir milyon verdiler. Verilen paranın 500 lirasını Nedret Hanım´a verdim. Nedret Güvenç: ”Ooo… Böyle para kazanmadım 3-4 dakikada. Şimdi ben bunu hak ettim mi?” dedi. “Veremli Kız”ın arkasına “Beyazlanmış saçının telleri” adlı eseri okudum. O da “Veremli Kız” kadar sükse yaptı. İkisi bir arada çok beğenildi, tutuldu. Sonra müthiş bir tebrik yağmuru geldi. Doğubank´da herkes beni tebrik ediyordu tanıyan tanımayan. Patron 4-5 yerde plak bastırsa da kavuşturamıyordu. Karaborsaya bile düşmüş “Veremli Kız”. Plak başı 25-30 kuruş verin desem zengin olurdum.

***”Veremli Kız”ı ne zaman ve nasıl bestelediniz? Sizi etkileyen bir gerçek olay oldu mu?  

---Birçokları daha önce kendi tavır ve yorumlarıyla ”Veremli Kız” türküsünü değişik sözlerle başka başka makamlarda okumuşlardı. Ben de kendi tavrımla derleyip, birçok sözü tarafımdan yazılarak sunulmuş olan “Veremli Kız” ve devamı kabul edilmiştir ki, bu bana ait olarak okuduğum her yerde ağlayan ve ağlatan bir plak olarak bilinip kabul edildi.     

/resimler/2017-1/26/1005495205192.jpg             ***Cahit abi biz sizin türkülerinizle, uzun havalarınızla, gazellerinizle büyüdük. Hatırlıyorum, ”Veremli Kız” o yıllarda bomba gibi patlamıştı. Sonra “Kadifeler Gibisin”, “Gelmişim Meyhaneye” aldı başını gitti. Bazı şarkılar var ki olay haline gelmişti. Sizin eseriniz de onlardan biriydi. Peki siz ünlü olduğunuz o sıralarda başka teklifler de aldınız mı?

--- Yurtdışından her ülkeden gelen organizatörler oldu Almanya, Fransa ve diğer ülkelerden. Çok ekstra konserler de vardı. Televizyon yoktu henüz. Edirne - Erzurum arası birkaç yurt içi turne de yaptık. Fakat yurt içinden gelen bir teklif çok cazipti… Bir plakçı: “Cahitciğim arkalı önlü oku yüz bin lira” dedi. Dedim sen benim Adanalı olduğumu bilmiyorsun herhalde, tükürdüğümü yalamam.”

---Tam bir Adanalı cevabı valla… (gülüyoruz…) ”Veremli Kız”la altın plak da kazanmıştınız galiba?..

---Plak ölçülerinde Avrupa çapında platin plak kazanmışım. Türkiye´de platin yoktu, altın plak verdiler. Ardından “Meyhaneci” ve “Kadifeler Gibisin”i okudum. Sonra Nedret Güvenç´i de başka firmalar kaptı.

***”Veremli Kız” toplumdan nasıl bir tepki gördü?

---“Veremli Kız” yüzünden ölenler oldu. Hürriyet Gazetesi plak kaldırılsın diye yazdı. Ben üzülürken patron “gözün aydın…” dedi “prim yaptı, alan bir daha alır.” Hürriyet Gazetesi´nin bu haberi üzerine bu kez Gül Gülgün isminde gülen bir bayan buldum. Bestesi ve güftesi Adnan Varvaren´e ait olan “Gelmişim Meyhaneye” adlı şarkının başına “Meyhaneci meyhaneci içme” diyor o gülen bayan. “Veremli Kız”ı geçti bu plak. Patron dedi:”Cahit tesadüf değilmiş, sana ne hediye vereyim.” Dedim:”Araba yok…” 64 Chevrolet marka bir otomobil aldı. Bir gecede 3-4 yere gidiyoruz. Bir gün saydım yedi yere konsere gitmişiz. Akşam diyorum, 21:15´de konser vermezsen gelmem. Hoca bir gün sabah Allahuekber derken sahne aldım. Alt kadro: “Aman elini çabuk tut” diyor. Bu ara şoför dedi ki:”Abi ben sana yük olmayım, sen bana bir plaka al.” Dört bin liraya plaka aldık sonuçta. 500 lira da bahşiş verdim “Babaların babası…” dedi bahşişi alan adam. Yanlış demeyim şimdi o plaka 2 trilyon (iki milyar) eder. Akıl olsaydı 10-20 tane plaka alırdım. Sonra o arabayla, askerde plaklar dolduracağız, paralarımız ve kuyruklu arabalarımız olacak diyerek hayaller kurduğumuz Şarlo Cemil´in yanına geldim Adana´ya. Kapıyı vurunca: ”Allah Cahit gelmiş” dedi. Dedim: ”Şarlo kalk İstanbul´a gidiyoruz.” ”Araban var mı?” deyince “Var” dedim; “Askerde hayaller kurduğumuz kuyruklu araba geldi” dedim. “Allah…”dedi. İstanbul´a götürdüm onu. Yakınlarda o da rahmetli oldu. O yıllarda mutlu yaşadık.”

/resimler/2017-1/26/1006236768402.jpg***Şöhret dediniz; elde, avuçta tutmak zor, yedi bela değil mi?

---Adana´ya geldik, şöhreti yaşadık… Para var, şöhret en büyük belâ. Gençlere örnek olsun diye anlatıyorum… Alkolü çok sevdim, kumar oynamaya başladım. Aynada kendimle konuşmaya başladım eleştirerek. Bunları bırakmak için. Günlerden bir gün Eyüp Sultan´a konsere gittik. Spiker dedi:”Geldi, geldi bakın kim geldi? Cahit Seyhanlı geldi. Adnan Şenses vardı, pirimiz Abdullah Yüce´ydi. Hoş geldin dedik. İbrahim Tatlıses burdayken elimden öptü. ”Sen bizim babamızsın.” dedi.

***Şöhretli olmakla olmamak arasındaki insanın yaşadıkları çok farklı ve şaşırtıcı şeyler değil mi?

  --- Cahit Seyhanlı olarak şöhret olmadan önce, Adanalı Cahit´ken yaşadığım bir olay var… Fevzi Üreten ve İsmail Demirdöğen gibi iki misafirim geldi. Cebimde 2,5 lira param vardı. Ben çay, onlar kahve içmişlerdi. Param oraya kadardı. Bir misafirim daha gelse mahcup olacaktım. Kahveye 2,5 lirayı verdim. Bir işim var diyerek orayı terk  ettim. O yıllarda, 1966´da o bahsettiğim Fevzi Üreten ve İsmail Demirdöğen benden habersiz ”Veremli Kız”ı okudular. O arada Zeki Müren Çiftlik Gazinosu´nda okuyordu. Her sahneye çıkışında da “Veremli Kız”ı okuyormuş beni anarak. Sonra kendisinin okuduğu plak şirketinden:”Zekiciğim sen her şeyi güzel okuyorsun, bu şarkıyı da oku” dediklerinde: ”Cahitciğimin diline sağlık ne kadar da güzel okumuş. Yani demek ki ne haddimize okumak. Cahitciğime teşekkür ederim.”dediğini en yakınındaki müzisyen Polat Tezel bunu bana nakletti. Ölenlere rahmet, kalanlara selamlar.   

***Şöhretli olmak ya da olmamak yerine göre kişi ve olayların size bakış açılarını da değiştiriyor…

---Sanatçıysan okuduğun iki şarkı, kısmetin de varsa hayatının yönünü değiştiriyor. Sporsuysan attığın iki golle aynı şartlarda orda da rayicin artıyor. Aslında maya sağlam da satışa sunmak şans işidir. Şans çok lazımdır insana, herkese lazımdır, tavsiye edilir. Anlamışu: Hani Adana´da 20 lira yevmiye ile sahneye çıktığımız günleri söylemiştik başlangıçta ya o 20 lira günün birinde İzmit´te karşıma çıktı. Öylesine kendini tanıtmak için birçok pozisyonlar eline geçiyor ya da geçmiyor. O yıllarda gece sabahlara kadar konserler tertip edilirdi. Ünlü, ünsüz birçok sanatçı o bölgelerde konser vermek üzere çeşitli adreslere, çeşitli sinemalara giderdik. Biz sıra bekleyen isimsiz sanatçılardık. Ara boşluklarında bize,  sıran geldi, hazır ol gibi uyarılar yaparlardı. O gün Kocaeli, İzmit Kültür Sineması´nda Nesrin Sipahi Hanımefendi sahneye çıktı. En az bir saat okuması gerekirken yarım saatte programı bitirdi. Sonra bana baktı organizatör:”Hadi Cahit´im” dedi. Takdimci:”Adana´dan bir gencimiz var, Cahit” dedi, beni sundu. Milletin gözüne baktım. Önce bir selamünaleyküm dedim. Onlar bana aleykümselam deyince dedim bunlar benim okuyacağım kişiler. En ön sıranın ortasındaki protokolda rahmetli İzmit Belediye Başkanı Leyla Atakan hanımefendi oturuyordu. O kadar şarkıyı türküyü candan alkışlarıyla beni taltif ediyordu. Sonrasında öğrendim ki: ”Bu delikanlı burda yapacağımız her konsere gelecek”  demiş. Bir saate yakın sahnede durdum. Seyirciler beni omuzlara almışlardı. Bırakıp gitsem yeniden sahneye gelmemi istiyorlardı. O yıllarda, o günlerde gittiğimiz konserlerde bize 40-50 lira ücret veriyorlardı. Bizim ücretimiz oydu sanki. Benden önce okuyan Nesrin (Sipahi) ablaya üç bin lira verdiklerini gördüm. Ben ondan yarım saat daha fazla okumuştum. Devrisi gün yazıhaneye gittim. Benim elime de iki tane büyük para sıkıştırdılar. Merdivenlerde avucumu açtım, paraya baktım iki onluk vermişler. Dedim ki yarabbi bunlarla beni hakkımı almak üzere karşılaştır. “Veremli Kız”ın akabinde aynı organizatör bir konser sonrası “avucunu aç” dedi. 5-6 tane yüzlük saydı elime. “Cahitciğim yeter mi?”dedi. Dedim:”Baba sizlerde alacağım var. Bunların hepsini sizden alacam” dedim. Allah bana bu zevki tattırdı. Yani öyle ki… Bir plak veya iki plak, bir gol veya iki gol insanın kaderinde neleri değiştiriyor. “Veremli Kız” plağını okumaya giderken bir odada üç arkadaş kalıyorduk. Kapıdan çıkmadan dedim ki: ”Ya rabbim kısmetimde varsa bu plakla benim ufkumu genişlet. Yoksa ben mesleğime döneyim, ayakkabıcılık daha eftaldır.    

/resimler/2017-1/26/1006540050265.jpg***Şimdi aradan geçen yaklaşık 50 yıl sonra anılar deyince başka neler geliyor aklınıza?

---O günden bu güne anlatılacak çok hatıralar var şöhret öncesi, şöhret sonrası… Meslek sahibi iken kendime has bir düzenle hayatımı idame ediyordum. Çok erken gurbete kaçtığımdan dolayı yani 1956´da, 1,5 yıl sonra Adana´ya döndüğümde rahmetli babam: Oğlum sen evimizin gülüydün fakat erken kaçtın, günün birinde sen de evlat hasreti çekesin. Çok uzaklara gidesin” dedi. Dedim ki baba İstanbul´a giderken Ankara´yı da görüyoruz. Bir gün de İzmir´e giderim. Zaten Adana benim memleketim. Gurbet bunun neresinde? Rahmetli babam dedi ki:”Almanya´ya gidesin” dedi; ”İngiltere´ye, Fransa´ya gidesin.” Aklına gelen devletleri saydı. Ben oysa o zaman güldüm. Dedim:”Baba biz oraları filmlerde görüyoruz. O senin saydıkların bir hayalden ibaret. “Sonuç… Evlat hasreti çekesin.” dedi. Adana Kocavezir mahallesinden İstanbul´a mesleğiyle birlikte kâr, kazanç sağlayan bir delikanlı aklından geçiremeyeceği sanatçıları dinleme şerefine nail oluyor… Başta Münir Nurettin Selçuk, Zeki Müren, Müzeyyen Senar olmak üzere Safiye Ayla´lar, HamiyetYüceses´ler.. Dümbüllü İsmail´leri sahnelerde seyredip onlara hayranlığı çoğalıyor. Sonraki günlerde, yani 1957-58 işte, benzer sazlarla Çakıl Gazinosu´nda deneme maksatlı sahneye çıkan herkesin beğenisini kazanan, sanata meyil etmiş kişi olarak anlattığımız dershanelere gönderilmeler. Gittiği her yerde kendini kabul ettiren, beğendiren, gurbeti bitirip askere gitmek üzere Adana´ya gelen, başta Emirgan, sonra Belediye Çay Bahçesi sahnelerinde kisveye bürünen, artık dönüşü olmayan bir daha ayakkabıcılığa, hayalinde olmayan yeni bir sayfa açan bir Cahit, yeni bir döneme Isparta 58.Tümen 3. Er Eğitim Tugayı birliği sırasına girdi. Orada sesi güzel olanlar, sazı çalanlar, sahne bilinci olanları seçerken hemen o anda şarkılar, türküler söyletmeye başladılar. Anlattığımın 3. günü Kurmay Başkanının kızının düğününde ilk konseri vermeye başladık. Yani o günkü konserlerimizde başta Isparta Valisi ve tümen, tugay komutanlarımız hemen hemen her gün dinlerlerdi. Çevre il ve ilçelere, Afyon, Antalya´ya kadar gittik konserler vermek için. Her gittiğimiz şehirde, kazada, nahiyede 16 yaşından beri beynimde, zihnimde olan “Veremli Kız”ı okur, takdirler, davetler alırdık.

Biz o yıllarda Cemil Erol (Şarlo) ile hayaller kurardık. Cemil Erol Adana´mızın darbukacılarındandı. Kurduğumuz hayaller gerçeğe döndü. Terhis olduk, 1966 yılında Şükran Ay - Cahit Seyhanlı Türkiye turnesine çıktık. Ardından, 1967´de Muzaffer Akgün - Cahit Seyhanlı Türkiye turnesine çıktık. Bu aralarda bir günde 3, 5, 7 defa sahneye çıktığımız oldu. Sene 70´de dediler: ”Cahitciğim İngiltere turnesi yapıyoruz.” Neşe Can hanımla orada bir müddet kaldık. Sonra hani diyoruz ya şöhret başlı başına bir bela, arkadaşlarla alkolü biraz fazla kaçırmışız ve özel odama girdim 3yaşındaki kızımın resmi duvarda asılıydı. Resim canlandı:”Baba gel” diye. O gün orda ağladım. Fakat bir yandan da:”Baba burda beni yakaladın” dedim. Sonra da o dediği devletlere gittim, aynı anıları yaşadım. Orda ki (Londra) topluluklarda olan sanatçı arkadaşlar: “Burdan Kıbrıs´a gidelim” dediler. Yine ordan İngiltere´ye, Fransa´ya, Fransa´dan da Almanya´ya geldik. Köln´de Yüksel Özkasap´ın eşi olan plakçı Yılmaz Asöcal bizi ağırladı. Önce ben kendimi feda ettim gidelim Kıbrıs´a bize ne yapacaklar diye. Menajerimle Kıbrıs´a gittik (1970). Menajerim hem İngiltere hem de Kıbrıs vatandaşıydı. Kıbrıs´ta gümrüğe girdik, neyin nesisin, neyin fesisin deyince memurlar, ben Adanalıyım dedim, Kıbrıs bize çok yakın, merak ettim dedim. Onlar da dinlemeyip, karanlık bir odada gözetim altına aldılar beni. O ara orda ki Kıbrıs Rum Gümrük polisi beni plaklardan tanıdığı için Cahit Seyhanlı deyip bana sahiplendi. Adamın da Türkçesi o kadarmış. Yalnızca Cahit Seyhanlı biliyormuş, gerisini konuşup, anlaşamadık. O da diğer Rum polislerine benim hakkımda bir şeyler anlatmaya çalışsa da anlatamadı. Ve beni geri iade edeceklerini söylediler. Menajerim Limasol Belediye Başkanı´nı meğer yakından tanırmış, gitti, beni bırakıp. Ne yardımda bulunduysa oraya, şimdiki ismiyle rüşvet ne verdiyse, bir aylık müsaade çıktı bize Kıbrıs için. Diğer arkadaşlar başka bir uçakla geldiler. Buluştuk. Havaalanından çıktığımda yarabbi burda bizim ecdadımızın canı, kanı, muhabbeti var deyip toprağı öptüm. Benim insanlarım buraya elini kolunu sallaya sallaya inşallah gelsinler dedim. Ordan beni bir yere götürdüler. Orda tanıyıp da çıkaramadığım bir beyefendi:”Hoş geldin Cahit” dedi. Önce toparlayamadım sonra Dr. Fazıl Küçük olduğunu anladım. Halkın Sesi gazetesinin sahibiymiş. Sonra özür diledim tanıyamadığım için. Sonra, sizin1957´de İstanbul Beyazıt Meydanı´nda yaptığınız büyük mitingde ben de vardım efendim dedim. Daha da sevindi. Bir sonraki gün koca bir resmimin yayınlandığı gazete, “Cahit Seyhanlı mücahit kardeşlerinin moral eğitimine geldi” diye bir başlık attı. Kıbrıs´ta sayısız konserler verdik. Baba ruhun şad olsun.                                                               

/resimler/2017-1/26/1007303800994.jpg***Eski tabirle salonu tıklım tıklım mı doldururdunuz salonu?                 

---Öyle olurdu… Çok rağbet olurdu. Ve şu an aklıma bunun bir hatırası da geldi… Güler Gürses Adana´da sahne alan sanatçı arkadaşlarımdandı. Eşi Adanalıydı. “Cahitciğim n´olur burda kalma, Adana´da kendini harcatma” diyenlerdendi. Sonra, Güler Gürses´in karşısına Bursa´da, ünlü olduktan sonra Cahit Seyhanlı olarak çıktım.” Gazinodaki müşterileri göstererek bana:”Bugünün solisti sensin Cahit sen en son çıkacan” dedi. Dedim yok… ”Bu seyirci senin seyircin, sen doldurdun “dedi. Ben kabul etmedim. Dedim yok… Sen benim ablamsın, saygı duyduğum insansın dedim. Sonunda onu çıkardım benden sonra.

***Burda da biraz sahnelerin Adanalılığı var, güzel, centilmence bir davranış… Özellikle bir bayan sanatçıya yapılan güzel bir jest.

            ---Yine bir diğer anı… Ceyhanlı bir çocuk öğretmendi:”Ben İstanbul´a gelecem, plak okuyacam“ dedi. O çocuk Hakkı Bulut´tu. Geldi, okudu, şöhret oldu. Boynuz kulağı geçti. Hakkı Bulut´la 7-8 ay birlikte çalıştık. Günde 2-3 konser verdik.

            ***Adana İl Radyosu´nda, “Çukurova´dan Sesler”de yer aldınız mı?

---Askerden geldik, Selahattin Sarıkaya´nın babası amca gibi yakındı, ailece görüşüyorduk. Selahattin Sarıkaya etrafına topladı Şaban Gen, Abdurrahman Yağdıran, Hacı ve diğer arkadaşları. Selahattin Sarıkaya bana da:”Cahit ne diyorsun kalacaksan kal, gideceksen sen bilirsin.” dedi. Ben İstanbul´a geldim o ara o nedenle de radyoda bulunmadım.  

/resimler/2017-1/26/1008015832889.jpg***Alkolü çok sevdim, kumar oynamaya başladım dediniz… Daha sonra bunları bırakmak için tövbe mi ettiniz?

---Bir gün bir kumarhaneye geldim. Cebimde 2-3 bin mark vardı, kumara verdim. Aşağı indim akşam ezanı okunuyordu. Yarabbi akşam ezanı şahit olsun ben artık bıraktım kumarı, tüm kötü alışkanlıklarımı bıraktım dedim. Arkadaşlar çağırdılar, aramayın, aramayın bıraktım dedim. Bazılarını kıramadım ama baktım yine olmuyor. Sonra dedim artık kesin bıraktım…   Geldim ev içki dolu, hep dağıttım eşe dosta. Ben artık namaza başladım dedim. Eşim, “ben de başımı bağlayayım” dedi. Sonra cemaat olduk. Erbakan´la tanıştık. Dediler ki:”Kasımpaşa´ya konsere gidek. Genç bir il başkanı var. Baktım Tayyip Erdoğan. Organizatör o gün için konserleri farklı partilere, ortamlara satıyordu. Bir Mıstık vardı… O en çok alkış alıyordu… Mıstık bakıyor CHP… İsmet Paşa´nın resmini koyuyor. “Paşam paşam..” diyor sahneye çıkıp. Başka bir konserde bakıyorsunuz Adnan Menderes´in resmini koyuyor… İşte daha sonra 1985´de Hac´ca gittik… Hac´dan sonra (1985) veda tavafı yaparken, yarabbi bunu veda tavafı olarak kabul etme. Bu kapı bana açılsın defalarca, gelim dedim. Sonra altı kez daha hacca gittim. Kaynanamın, kayınbabamın, annemin, babamın yerine hacca gittim. Bacım da öldü rahmetli. Ali Ercan´ın şirketi olan Ercan Kasetçilik´e iki tane ilahi kaseti okudum müziksiz olarak. Şimdi ilahilerin içine müzik, çeşitli orkestralar koydular, dejenire ettiler.

            ***Bestelerinizin güftelerini de mi siz yazdınız?

            ---Hepsini değil; ayrıca ozan veya şair de değilim.

            ***Şimdiye kadar kaç beste yaptınız, kaç plak doldurdunuz? 

---30-40 kadar var.

            ***Müziğin dünle bu gününü karşılaştırdığınızda nasıl bir sonuç çıkıyor ortaya. 

            ---Biz o zaman bilek ve yürekle yaptık bu işi. Şimdi teknoloji ile yapılıyor. Arada büyük fark var. Şimdi müzik tam gündemde olmasa da gün gelir geri dönüş yapar, yine gündeme gelir.

            ***Dünkü sahne sanatçılarıyla bugünküleri kıyasladığınızda durum nasıl?

            ---İstanbul´a gittiğimde Abdullah Yüce´nin elini öptüm. İbrahim Tatlıses de benim elimi öptü. Saygılı olanlar kazanıyor. Mağrur ve kibirli olanlar kaybediyor.

            ***Bestekâr ve ses sanatçısı olarak kimleri beğeniyorsunuz?

---Benden başka herkesi.

***Çok teşekkür ederim bu detaylı röportaj  için Cahit abi.

---Ben de sana teşekkür ederim, sağ olasın…

 










Kaynak: ÖZEL HABER

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Tiyatro Festivalinde Oyuncu Geçidi
Tiyatro Festivalinde Oyuncu Geçidi
27 Mart Dünya Tiyatro günü kapsamında Mektebim´in Türkiye genelinde faaliyet gösteren kampüsleri önemli tiyatrocuları eş zamanlı ağırladı.
Dünya Tiyatrolar Günü kutlandı
Dünya Tiyatrolar Günü kutlandı
27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü, Adana´daki tiyatrocular ve tiyatro severler tarafından Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi önündeki barış anıtı önünde kutladı.
Kozan´da "Bal Arıları ve Hınzır Ayı"oyunu sahnelendi
Kozan´da "Bal Arıları ve Hınzır Ayı"oyunu sahnelendi
Anavarza Çocuk Tiyatrosu, “Bal Arıları ve Hınzır Ayı” adlı oyunu Adana´nın Kozan ilçesinde sahneledi.
KLASİK MÜZİK KONSERİ
KLASİK MÜZİK KONSERİ
ÇUKUROVA DEVLET SENFONİ ORKESTRASI´NDAN UNUTULMAYACAK BİR KLASİK MÜZİK KONSERİ!
TİYATRO SAYISI ARTTI  SEYİRCİ SAYISI AZALDI
TİYATRO SAYISI ARTTI SEYİRCİ SAYISI AZALDI
Türkiye´de tiyatroya en fazla Orduluların gittiği belirlendi…
DÜNYA ŞİİR GÜNÜ ADANA´DA KUTLANDI
DÜNYA ŞİİR GÜNÜ ADANA´DA KUTLANDI
Söylem dergisinin gelenekselleştirdiği Dünya Şiir Günü kutlaması bu yıl yemekli olarak gerçekleşirken, “Çukurova Şiir Bildirisi” olarak, Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca´nın kaleme aldığı 1991 yılı “Dünya Şiir Bildirisi” okundu.
ÇÜ Devlet Konservatuvarı Bahçesinde Konser Eşliğinde Kermes
ÇÜ Devlet Konservatuvarı Bahçesinde Konser Eşliğinde Kermes
Türkiye´yi, Adana´yı ve Çukurova Üniversitesi´ni çeşitli platformlarda tanıtan ÇÜ Devlet Konservatuvarı öğrencileri farklı etkinlere ev sahipliği yaptı.
GENÇLİK OYUNU SEYİRCİYLE BULUŞTU
GENÇLİK OYUNU SEYİRCİYLE BULUŞTU
Çukurova Belediyesi Tiyatrosu sezona eğlenceli oyunlarla devam ediyor
MÜZİSYEN BİR AİLENİN TEMSİLCİSİ ALİ CANBOLAT
MÜZİSYEN BİR AİLENİN TEMSİLCİSİ ALİ CANBOLAT
Ailece müzisyen olan Canbolatlar´ın müzik sektöründeki önderleri durumunda olan Ali Canbolat´ın; başta ”Gülmeyi Özledim”, “Günah Bize” ve “Gözüm Bebeğim” adlı şarkıları olmak üzere, birçok sanatçının albümlerine aldığı 150 kadar bestesi müzikseverlere ulaştı. Cumali Karataş
Gelecek Turizmde ile  10 Yıl 10 Şehir 10 Hikaye
Gelecek Turizmde ile 10 Yıl 10 Şehir 10 Hikaye
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile Anadolu Efes ortaklığında sürdürülebilir turizm projeleri ile yerel kalkınmaya destek olan “Gelecek Turizmde”nin 10´uncu yılı anısına yayınlanan “10 Yıl, 10 Şehir, 10 Hikaye” kitabı, okurlarla buluştu. (FEHMİ İNCEOĞLU)
Atatürk´ün Adana´ya gelişi canlandırıldı
Atatürk´ün Adana´ya gelişi canlandırıldı
Türkiye Cumhuriyeti Devleti´nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk´ün Adana´ya gelişinin 94. yıldönümü etkinliklerinde Atatürk´ün kente trenle gelişi canlandırıldı.
Adana Sanat Paydaşları Ortak Akıl Çalıştayı Yapıldı
Adana Sanat Paydaşları Ortak Akıl Çalıştayı Yapıldı
Adana´nın kültür ve sanat konularında problemlerine çözüm bulmak amacıyla, sanatla ilgilenen tüm paydaşları bir araya getiren çalıştay yapıldı.
AHMET DEMİR SAHNELERİN ŞÖHRETLİ BİR SANATÇISIYDI
AHMET DEMİR SAHNELERİN ŞÖHRETLİ BİR SANATÇISIYDI
On bir yaşında bestelediği “Geze geze de yüreğime dert oldu” ve ”Haram oldu da bana bu Antebin elleri” adlı eserleriyle tanınan Ahmet Demir sayısız yurt içi ve yurt dışı turnelere çıkan bir çok yönlü sanatçı olarak yazıp, besteleyip, seslendirdiği eserleriyle çeşitli firmalardan 53 plak ve 10 kaseti çıkan bir dönemin şöhretli bir sahne sanatçısıydı. Cumali Karataş
GENÇLİK OTOBÜSÜ 400 GENCİ AVRUPA´YA GÖTÜRECEK
GENÇLİK OTOBÜSÜ 400 GENCİ AVRUPA´YA GÖTÜRECEK
Gençlik Otobüsü Projesinin Sosyal Medya temsilcilerinden Baran Arslan, “Proje kapsamında 2017 Ağustos ayında tam 400 Türk genç hayallerini gerçekleştirmek ve Türk Kültürünü Avrupa´nın 17 ülkesinde 28 şehirde temsil etmek için yola çıkacak” dedi.
İSTİKLAL MARŞI´NIN ORJİNAL EL YAZISI BESTESİ İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ ARŞİVİ´NDE
İSTİKLAL MARŞI´NIN ORJİNAL EL YAZISI BESTESİ İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ ARŞİVİ´NDE
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi´nde yer alan Taha Toros Arşivi´nden, İstiklal Marşı´nın bestekarı, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör´ün kendi el yazısıyla yazdığı orijinal beste gün ışığına çıkartıldı.
MAHRUM OLAN AMMA SANATIYLA MAHRUM ETMEYEN OZAN ÂŞIK MAHRUMİ
MAHRUM OLAN AMMA SANATIYLA MAHRUM ETMEYEN OZAN ÂŞIK MAHRUMİ
Çukurova´nın yazıp, besteleyen, çalan-söyleyen, korolar yöneten, eserlerini plaklara okuyan, derlemeleri bulunan Âşık Mahrumi ile hayatı ve sanatı üzerine uzun uzadıya konuştuk. Cumali Karataş
ADANA DEVLET TİYATROSU SEYİRCİSİ İLE BULUŞMAYA DEVAM EDİYOR
ADANA DEVLET TİYATROSU SEYİRCİSİ İLE BULUŞMAYA DEVAM EDİYOR
Adana Devlet Tiyatrosu (ADT), Mart ayında 2´si yetişkin, 1´i çocuk oyunu olmak üzere toplam 3 oyun ile perdelerini açtı. Indıa Bankası, Silahlı Manzara ve Ali Baba Ve Kırk Haramiler Çozuk Oyunu ile seyircisi ile buluşuyor. Adana Devlet Tiyatrosu bu yıl 19.su düzenlenecek olan “Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslar Arası Adana Tiyatro Festivali” Ne 27 Mart Pazartesi günü başlayacak.
16. Mersin Uluslararası Müzik Festivali Yaklaşıyor
16. Mersin Uluslararası Müzik Festivali Yaklaşıyor
Her yıl, dünyanın en prestijli müzik gruplarını Mersin´e taşıyarak paha biçilmez sanat hizmeti sunan Mersin Uluslararası Müzik Festivali, 02-26 Mayıs tarihleri arasında seyircisiyle yeniden buluşacak.
TÜRKÜLERİYLE TARİH YAPAN BİR ÇUKUROVA SANATÇISI AHMET KOCAYEL
TÜRKÜLERİYLE TARİH YAPAN BİR ÇUKUROVA SANATÇISI AHMET KOCAYEL
Yazan, besteleyen, çalan, okuyan, mensubu olduğu Kösreli aşiretinin geçmişte yaşadığı bazı olayları öyküleştirdikten sonra türkü olarak besteleyip, aşiretinin adeta tarihçesini tutan Tarsuslu Türk Halk Müziği sanatçısı Ahmet Kocayel, türküleriyle geçmişten geleceğe uzanan bir gelenek köprüsü kurmaktadır. Cumali Karataş
Sarıçam Belediyesi´nden Türk Halk Müziği Korosu
Sarıçam Belediyesi´nden Türk Halk Müziği Korosu
Sarıçam Belediyesi kültürel faaliyetlerine bir yenisini daha ekleyerek Sarıçam Kültür Topluluğu kapsamında Türk Halk Müziği Korosunu kurup çalışmalarına başladı.
2. Orhan Kemal Edebiyat Festivali başladı
2. Orhan Kemal Edebiyat Festivali başladı
estivalde Orhan Kemal Roman Ödüllü Kitap Kapaklarının Sergisi, Varlık Dergilerinin Özel Sayılarının Sergisi, Yaşar Kemal´den Muzaffer İzgü´ye Mozaik Resim Sergisinin açılışını yapıldı
Profesör, fırtınayla sanatını sergiledi
Profesör, fırtınayla sanatını sergiledi
Erzurum´da profesör fırtınaya adeta meydan okuyarak görsel sanat yaptı.
Bakımsızlık tarihi yapıları harabeye çevirdi
Bakımsızlık tarihi yapıları harabeye çevirdi
Mardin´de tarihi yapılar ilgisizlik yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kentte, 900 yıllık Hüsamiye Medresesinin büyük bir bölümü çökerken, Fabracılar Çarşısı da harabeye döndü.
Yöresel Halk Dansları Kulübü Oyuncuları Tek Vücut
Yöresel Halk Dansları Kulübü Oyuncuları Tek Vücut
Adana Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü tarafından faaliyet gösteren Yüreğir Gençlik Merkezi Yöresel Halk Dansları Kulübü çerçevesinde Yöresel Halk Dansları eğitimleri devam ediyor.
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
ADANA´DA OYNANDI TÜRKİYE: 19 – ABD: 0
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
MÜZİSYEN BİR AİLENİN TEMSİLCİSİ ALİ CANBOLAT
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
“…NOW GIVE ME THE WORD AYAS, AYAS, AYAS.”
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Celal TOPKAN- CUMHURİYETİN 93. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK´Ü ANLAMAK VE KAVRAMAK
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ŞIMARIK VE ŞAŞKIN AVRUPA
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
Evlilik Programları ve Riyakârlık Üzerine…
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YOL AYRIMINDA, DÜŞÜNME ZAMANI…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
OLMADI MI OLMUYOR
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİMİZ VE 16 NİSAN REFERANDUMU
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ŞİİR
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEMOKRASİ VE YURTSEVERLİK
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
GELECEK SENİN DÜŞÜN VE ÖYLE KARAR VER
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
BAĞDAŞTIRMACILIK VE EĞİTİM
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
İSMET İNÖNÜ: BIRAKIN ÇOCUKLAR OYNASIN!
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
UÇLARDA DOLAŞMAK
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Takdir Senin Türkiye!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
YAZIK ÇOK YAZIK
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
PUTLAR VE İNSANLAR
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
KİM DOĞRULARI SÖYLEMİYOR?
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
BASRİ GÖK EMEKLİ NÜFUS MÜDÜRÜ
BASRİ GÖK EMEKLİ NÜFUS MÜDÜRÜ
REFERANDUM
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
11 °C
Perşembe
11 °C
Cuma
13 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-3/20/1347519475780.jpg